16 Ocak 2012 Pazartesi

Kan Veriyorsunuz, Peki O Tüpler Başka Amaçlar İçin Kullanılıyor Olabilir Mi?

Çok paranoyakça bir başlık oldu biliyorum. Ama Michael Palmer'ın  5.Tüp kitabını okuduğumdan beri nedense öyle düşünüyorum. Herhangi bir sebep ile, kontrol amaçlı olabilir veya bir hastalığın belirlenmesi için olabilir, her ne sebeple olursa olsun doktorlar günde milyonlarca hastadan tahlil yaptırmalarını istiyor. Çoğunlukla bu tahliller kan tahlili oluyor.

Şimdi düşünün kanı veriyorsunuz. Güler yüzlü, tertemiz giyimli bir hemşire kanınızı bir tüpe dolduruyor. Üzerine sizi tanımlayacak bir etiket yapıştırıyor. İş asıl kapaktaymış meğerse! Tüpün kapak rengine bugüne kadar hiç dikkat etmemiştim, ama kapağın rengi laboratuvarda kanın üzerinde yapılacak işlemi belirliyormuş. Burada (sayfa 3) hangi kapak ne için kullanılıyor detaylı bir açıklama var.
Kitabı daha önce de defalarca gördüm, elime aldım, aaa ben bunu okudum dedim. Ama arkadaşım gönderene kadar kitabı gerçekte okumadığımı farketmedim nedense. Kapak içerisindekileri hiç açık etmiyor. Adamın gözlerindeki yeşili bile daha ayrıntılı bakınca farkettim :) Sanırım okuduğum dönemde algımda bir sorun vardı. Kitap birkaç kişinin organ kaçakçılığı, organ yetmezliği, organ nakli gibi birbirine bağlantılı ve farkında olmasak da birçok insanın hayatını etkileyen bir konuda hayatlarının kesişmesini anlatıyor.
Organ hırsızlığı, kaçakçılığı artık ne derseniz deyin maalesef var olan birşey! Her gün biz farkında olmadan insanlar kaçırılıp organları çalınıyor. Bir insanın hayatını kurtarmak için başka bir insanın canına kıyılıyor! Ve maalesef çoğu olayda bu organa ihtiyacı olan kişi bunun yasadışı bir şekilde temin edildiğini biliyor, kabul ediyor ve ses çıkarmıyor. İşte bu kitapta da hasta beyinlerden oluşan bilim insanları insanları kendilerince kastlara ayırarak, değer vererek ve değersizleştirerek organlarını çalıyorlar.

Peki bunu nasıl yapıyorlar? Sahnede olan gönüllülük esasıyla çalışan bir vakıf hastanesi ve ona bağlı laboratuvarlar. Geri planda ise bu laboratuvarlara her gün giren binlerce tüp kanı sisteme kaydeden, çoğu ne yaptığının farkında olmayan çalışanlar ve onlarında gerisinde hasta ruhlu bilim adamları, doktorlar... Siz kanınızı verin, hastane laboratuvara göndersin, kan orada adresiniz, telefonunuz, e-postanız artık aklınıza gelen her türlü kişisel bilginizle beraber sisteme kaydedilsin. Sonra bir gün parası olan, zengin birisinin organa ihtiyacı olduğunda dokusu sizinkiyle uyuştuğunda sizi kaçırıp organınıza el koysunlar... Gözünüzü açtığınızda da size bir süsü yalan dolan anlatarak kandırsınlar.

Bunlar kitapta yer alanlar, ama maalesef birçok ülkede her gün, her an olan şeyler. Bunu önlemenin tek bir yolu var: ORGAN BAĞIŞI!!!

Boşuna kampanyalar yapmıyorlar: ORGAN BAĞIŞI HAYAT KURTARIR diye. Düşünün çlüyor, gidiyorsunuz, bedeniniz toprağın altında çürüyor. Börtü böcek oluyorsunuz. O da şansınız varsa! Barbaros Şansal'ın dediğine göre artık kefenler polyester kumaştan yapıldığı için toprağa da karışmıyorsunuz! Neyse konumuza dönelim. Yani birşeye faydanız olmuyor.

Oysaki siz öldükten sonra organlarınız birçok kişiye faydalı olabilir. Düşünsenize genç birisi kalbi yetmiyor, sizin kalbiniz yetiyor-du ama aniden vefat ettiniz. Organlarınızı bağışladıysanız ne mutlu size o gencin vücudunda yaşamaya devam edeceksiniz. O genç beden size her gün dua edecek. Ailesi minnettar kalacak ve düşünün sizin aileniz, sevdikleriniz de sizin kalbinizin atışını başka bir bedende olsa da tekrar duyacaklar.

Ben bağışladım, eşim ve hatta kızımız da bağışladı. Bunun dinen bir sakıncası da yok müftülük vs defalarca bu konuda açıklama yaptı. Her moku dinleyen bu halk nedense konu organ bağışı gibi önemli bir şeye gelince kimseyi dinlemiyor. Sanki o bedenin toprak altında ona bir faydası var!
Neyse gecenin bu vakti ölüm, toprak altı vs fazla derinlere dalmadan diyelimki

''HAYATTA İKEN YAPILACAK EN GÜZEL ŞEYLERDEN BİRİ ORGAN BAĞIŞIDIR!''

Aşağıda bu konu ile ilgili çeşitli bilgiler okuyacaksınız. Ama yetmez mutlaka kitabı da okuyun, insanlar organlarını bağışlasalar ve bu konuda sıkıntı çekilmese bu tip yasadışı olaylar da olmaz gibime geliyor.

                              

BIRAKACAĞINIZ EN GÜZEL MİRAS HAYATTA İKEN YAPACAĞINIZ ORGAN BAĞIŞIDIR.

18 yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir. Bağışlanmış olan organın uygunluğu vericinin ölümünden sonra görevliler tarafından araştırılır.

Beni Hatırlamak İçin ;

Gözlerimi; gün ışığını, bir bebeğin yüzünü,
bir kadının gözlerindeki sevgiyi görmemiş bir adama verin.


Kalbimi; kendi kalbi ona acı vermekten başka bir şeye yaramayan birine verin.
Kanımı; bir otomobilin enkazı altından çıkarılmış olan gence verin.
Verin ki; torunlarının oynadığını görene dek yaşayabilsin.

Böbreklerimi; haftadan haftaya yaşaması makineye bağlı olan birine verin.
Kemiklerimi; alın ve sakat bir çocuğun yürüyebilmesinin yolunu bulun.
Eğer birşeyleri gömmeniz gerekiyorsa; hatalarımı, kusurlarımı, insanlara olan önyargılarımı gömün. Günahlarımı şeytana, ruhumu tanrıya verin. Eğer yeri gelir de beni hatırlamak isterseniz, bunu size ihtiyacı olan birine yardım ederek yapın. Eğer tüm bu isteklerimi yapıyorsanız ben sonsuza dek yaşayacağım...

2 yorum:

Yemekheyecani (Emel) dedi ki...

Merhaba blogunu yeni gördüm cok hosuma gitti takip listeme ali verdim hemen :-) sende buyur istersen...yeniyim blog dünyasinda...

KeBeLeK dedi ki...

Fisuncum, bir blogun oldugundan haberim yoktu. Hem de kitaplarla ilgili, harikasin!
kolay gelsin
Olcay

kebelek.com
sofraortusu.com